Türk Basını’nın Terör Olayları İle İmtihanı
Yaz ayları ile beraber basının ve Türkiye’nin gündemine bazı kirli eller tarafından konulan “ terör” olayları konusunu basının nasıl sunduğu ile ilgili, her haberleri izlediğimde aklıma aynı soru geliyor ?
Basın haberleri verirken “basın etiği” konusuna ne kadar dikkat ediliyor ?
Basın haberleri aktarırken, sunuş biçimleri itibari ile, farkında olmadan acaba teröristlerin istediği amaca ulaşmalarına dolaylı olarak yardımcı olmuyor mu ?
Öncelikle terör konusunun sadece ülkemizin değil, aslında tüm dünyanın başının belası bir konu olduğunu belirtmekte fayda var. Ülkemizin de yaklaşık 30 yıldır kanayan yarası olan bu soruna siyasilerin, askeriyenin, sivil insiyatifin hep beraber tez amanda çözüm getirmesini temenni ediyorum.
Benim özellikle değinmek istediğim “terör” olaylarına basının yaklaşımı ve bu olayların kamuoyuna duyurulma şekli.
Ülkemiz basını ( herhangi bir kuruluşu veya grubu ayırt etmeden söylüyorum) bence terör olaylarını haber yapmada çok temel hatalar yapıyor.
İlk önce şunu söyleyelim basının haber değeri açısından elbette terör saldırıları haber değeri taşımaktadır. Kamuoyunun yaşananlar konusunda medyadan bilgi alması en doğal hakkıdır. Dolayısıyla basının sorduğu “ ne yapalım, haber yapmayalım mı ?” sorusunun cevabı, kesinlikle bu olaylar haber yapılacaktır. Bunda tartışma yok.
Ancak sorun olayların “haber yapılması değil”, sorun olan “ olayların nasıl haber yapıldığıdır”.
Terör olaylarının temel amacı toplumda “korku” hissinin yayılması, “ güvende olmadıkları” hissinin yayılmasını sağlamaktır. Hangi davayı savunursa savunsun, terör olaylarının temelindeki unsur budur. Teröristlerin amacı, hükümetleri, terör olayları sonucu istenilen korku düzeyine getirerek, istediklerini kabul ettirmeye sevk etmektir.
İşte bizim basınımız da terörün bu isteğine, yaptığı haberlerle istemeden ( bunu isteyebileceklerini tahayyül edemiyorum ) alet olabilmektedir.
Şehit haberlerinin basındaki yansımalarına baktığımda, “ağlayan, ağıt yakan, gözyaşları döken” ailelerin görüntüleri ve fotoğrafları çok fazla sayıda tekrar ettirilerek, defaatle ekranlara yansıtılıyor.
Şehit olan gençlerimizin aileleri ile son telefon görüşmeleri, son yazdıkları mektupları, haberin arkasından acıklı fon müzikleri eşliğinde adeta klip izlermişçesine sunuluyor.
Haber bültenlerinin belli bölümünde artık sürekli bu tabloları, haber değerinden öte adeta dramatize etmenin en abartılı halleri ile izlettiriliyor.
Peki basın bu şekilde haber yaptığında kime yarıyor ?
Peki ne yapalım ? Çözüm ne ?
Bence çözümü RTÜK’te veya cezalarda aramamalı.
Basın kuruluşlarının tamamı bence bu tür olayları yaparken kullandıkları kelimelere, haberlerde kullanılan görüntülere, haberlerin yansıtılma şekline tekrar tekrar bakmalı. Haber yaparken çok titiz davranmalı. Haberlerini sunarken teröristlerin istediği korku halinin psikolojik yıkımın en aza indirilmesi için elinden geleni yapmalıdır.
Bu konuda haber kanallarının, gazetelerin, editörleri, yöneticileri, muhabirleri hep bir elden bu konuda gerekli hassasiyeti göstermelidir.
Bu konuda en temel örneklerden bir tanesi yakın tarihimizde 11 Eylül Amerika saldırılarında, hafızlarınızda hangi kareler var ? Saldırıda hayatını kaybedenlerin bedenlerini görebildiniz mi ?
Yoksa saldırıda sadece üst katlardan atlayan birkaç kişinin görüntüsü ve çöken binaların tozlarını mı gördük ?
Oysa saldırılar saniye saniye televizyonlarda veriliyordu. Hatta ikiz kulelerin çöküşünü canlı olarak izledik ama görüntüler çok sınırlı idi.
Söylemek istediğim şu, haberi yansıtırken, haberin doğuracağı tesiri tespit etmek basının elinde. Bu yüzden de basının sorumluluğu çok büyük.
Serdar Çavuş’un Ailesinin Haberde Sunuluş Şekli
Son olarak değinmek istediğim bir diğer konu da ; Van’da şehit olan Jandarma Komando Çavuş Serdar Yeşilyurt’ un ailesi ile ilgili haberler. Basın kuruluşları, Serdar Yeşilyurt’un şehit olması ile ilgili haberlere yer verirken, takipçileri ile ailesinin maddi durumunun iyi olmaması ile ilgili özellikle vurgu yaptı. Haberleri yansıtırken “ o kadar zor durumlardı ki ailesinin elbiselerini belediye yardımı ile aldılar” vurgusu özellikle haber yapılmıştı.
Burada birkaç temel sorun var ;
a ) Eğer bu bilgiye Kozan Belediyesi’nden ulaşıldı ise çok kötü. Çünkü bizim kültürümüzde birine yardım yaparsanız bunu kimseye söylemezsiniz. Bunun için “ sağ elin verdiğini sol elin bilmemesi”ifadesi kullanılır.
b ) Eğer bu bilgiye ailenin komşularından veya başka kaynaklardan ulaşıldıysa dahi , basın bu bilgiyi aileyi rencide etmemek için vermese ne olur du ?
Haberler yapıldıktan sonra bugün haber7.com da bir başka haberle adeta günah çıkarırcasına, “ yoksuluz ama o kadar da düşmedik” başlığı ile verdi.
Bu haberde babanın, basında çıkan haberlere üzüldüğü, oğlunun eğer bu yaşananları duysa çok üzüleceğine ilişkin görüşlerini paylaşıyordu.
Haberin tamamına ulaşmak isteyenler için bağlantı adresi aşağıdadır:
http://www.haber7.com/haber/20100723/Yoksuluz-ama-o-kadar-dusmedik.php
Biz biliyoruz ki gerçekten yardıma muhtaç olan insanlar, aynı zamanda çok da onurlu ve gurulu oluyorlar. Yardımları kabul etmekte çok zorlanıyorlar, sıkılıyorlar.
Ben yine aynı noktaya geliyorum ve buradan basınımıza seslenmek istiyorum.
Basın Mensupları ! Bu olayları haber yaparken, lütfen, bir kez daha düşünseniz.
Hatta birkaç kez düşünseniz.
Haberciler olarak basının günümüzde nelere muktedir olduğunu çok iyi biliyorsunuz.
Elinizdeki kalemin, fotoğraf makinesinin, kameranın vicdani sorumluluğu çok büyük.
Hiçbir güç yoktur ki, onu kullanan kişilerin üzerinde sorumluluk bırakmasın.
Bu ve benzeri olaylar daha önce kaç kez yaşandı.
Umarım basınımız bundan sonra bu olaylardan ders çıkarır.
Eğer biz terörle mücadelede başarılı olmak istiyorsak, devletimizle, hükümetimizle, siyasi partilerimizle, iş adamlarımızla, Türkiye’de yaşayan 75 milyona varan nüfusumuzla, medyamızla hep bir yürek olmalıyız.
Basınımızın bu konuda gereken hassasiyeti göstereceğine inanıyorum.

Ömer Faruk merhaba, Anıl ben. GÜ İletişim’den sınıf arkadaşın. İnternet siteni inceledim çok faydalı konulara değinmişsin. Tebrik ederim. Ben 2 yıldır Anadolu Ajansı Adana Bölge Müdürlüğünde muhabir olarak göre yapıyor. Yukardaki şehit ailesi haberleriyle ilgili yazını okudum. Aile inan o kadar fakirki haberlerde bu fakirliğin belki çok küçük bir kısmı yansıtıldı. Şehidimizin babası bekçilik yaptığı portakal bahçesindeki barakada ailesi ile yaşıyor. Yani bu vatan için canını veren bir askerin ailesinin durumu içler acısı. O nedenle bu ailenin oğullarının cenazesine bile belediye yardımı ile giyinip gelmesi insanların ders çıkarması, ailenin durumunu görmesi açısından önemliydi. Ayrıca ailenin bu durumunu görmezlikten gelmek belki o aileye fakir oldukları haberleri sonrası yapılan yardımları da engellemiş olmak anlamına gelebilirdi. Bir de bu açıdan bakmak lazım bence. Kolay gelsin selamlar.
Anıl merhabalar. Öncelikle yorumun ve değerli katkıların için teşekkür ederim.
Tabii ki biz işin bir anlamda teorik boyutundan konuya bakıyoruz. Sizler bu işin içindesiniz. Dolayısıyla işin içinde olmakla teorik açıdan bakmak arasında farklılıklar olabiliyor.
Bu farklar ne kadar birbirini özümser hale gelirse sorunlar o kadar iyi tartışılıyor.
Elbette benim yazımın genel maksadı Türkiye’deki basın yayın kuruluşlarının genelinin ( herhangi bir ayrım yapmadan ) terör olaylarının veriliş tarzındaki üslup sıkıntısı ile ilgiliydi.
Basının verdiği haberler neticesinde kimler bu olaylardan nasıl anlamlar çıkarıyor sorusu bence çok önemli. Yani yapılan haberler kime yarar sağlıyor.
Teröre istemeden de olsa dolaylı olarak amacına ulaşmada mı yardımcı oluyor yoksa terörle mücadeleye mi katkı sağlıyor.
Tabii ki bu olayların verilmesinde “basında haber değeri” kriterleri kadar bence ” basında etik” konusu da önemle incelenmeli.
Zaten yazıda da belirttiğim gibi burada tartışmanın temelinde “basının gücü” yatıyor.
O kadar güçlü bir araçtan bahsediyoruz ki, etki gücü o kadar yüksek ki, hatalı işler yaptığında telafisi çok zor oluyor.
Bu anlamda biraz da vicdani sorumluluk ve basın adına öz eleştiri de bulunmak için bu yazıyı kaleme aldım.
Maksadım, yazımın sonunda belirttiğim gibi; basın mensuplarının haber yaparken birkaç kez ellerini vicdanlarına götürmeleri,
haberleri yaparken sonuçlarını da etraflıca düşünerek haber yapmaları konusunda bir temenniyi dile getirmek.
Olayın iç yüzünü ( şehit ailesinin haberi anlamında ) detaylandırdığın için tekrar teşekkür ederim. Yazıyı okuyanlara faydalı bir hatırlatma oldu.
Şehit ailesi haberi bu olayın bir yönü, bunun dışında terör olaylarının basında ne şekilde yer alması gerektiği ile ilgili başka başlıklar üzerinde de etraflıca konuşulabilir.